kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2009 Çarşamba

KELEBEK İNSAN

Emre Kongar kızları için yazdığı nu kitaptaki kelebek insan çok hosuma giden bölüm oldu.

sevgili kızlarım,
Biliyorsunuz, kelebek doğadaki en güzel yaratıklardan biri. Son derece güzel, son derece zarif.
Yine biliyorsunuz, kelebeğin ağırlığı hemen hemen hiç yok. İşte ben kelebek gibi olmak dediğimde, doğanın güzelliklerini ve zerafetini kendinde toplamış, ama karşısındakine hiçbir yük getirmeyen bir insanı ya da bir ilişkiyi kast ediyorum.
Acaba böyle bir insan alabilir mi? Böyle bir ilişki kurulabilir mi?
Yoksa kelebek gibi bir insan ya da kelebek gibi bir ilişki bir düş mü, ulaşılmaz bir ütopya mı?
Sevgili kızlarım,
Kelebek gibi bir insan sadece verir, karşılık beklemez.
Kelebek gibi bir insan sadece sever, karşılık beklemez.
Kelebek gibi bir insan, severken acıtmaz, verirken borçluluk duygusu yaratmaz.
Verirken ve severken, gğzel ve zarif, karşılık beklemediği ve hiçbir şey istemediği için de ağırlıksızdır.
Hiç kuşkusuz, karşılıksız sevmek, almadan vermek gibi kavramlar çok da insani değildir..

İnsanoğlu, bencil ve benmerkezci insanoğlu, verirken almak, severken sevilmek, kısacası duygularına ve davranışlarına karşılık görmek ister.
Üstelik bu "karşılık görme arzusu", onun yapısındaki en doğal refleksi, çevresiyle ilişkilerindeki en doğal hakkıdır.
İşte bütün bu gerçekler karşısında ben diyorum ki canım kızlarım, bir gün kelebek gibi bir insana ya da bir insanın size sunduğu kelebek gibi bir ilişkiye rastlarsanız, aman onu kaçırmayın.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Sır Tutabilirmisin?


Birkaç hafta önce Cumhuriyet Kitap ekinde Selçık Altun 'un gençlere tavsiye ettiği bir kitap. Ben de oğlum için aldım , o okudu bitirdi .Ben daha okumadım için yorum yazamayacağım ama gerçekten okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.


Kitabın arka kapağından;

Bu kitap masal diyene masaldır, kendini “gerçek”leştirmek isteyene gerçek…

Bu kitap öykü öykü hayattır, ki bu öyküler aklı diri tutar, yüreği sıcak…

Bu kitabı herkes okur ama herkes okuyamaz!Bu kitabı herkes anlar ama herkes anlayamaz!

Ümit edilir ki, bu kitabı okuyan kişi beğenip sevdiklerine de okutsun...

Ümit edilir ki, hakikati arayan kişi bu kitapta kendini bulsun...

Büyük bilge Mevlana’nın hayattan süzüp Mesnevi’sine aldığı, insanlık tarihinde hiçbir zaman eskimeyen, yüzyıllardır her çağda okuyanların yaşamlarına yön veren bilgelik öykülerini edebiyatımızın önemli isimlerinden Metin Celâl derledi. Bunlar, kimine göre Şark masalları, kimine göre gerçek hayat hikâyeleri...

Kıssadan hisse çıkarmayı bilenler ve hayatın fısıltılarına kulak verenler için…

3 Temmuz 2009 Cuma

KARDEŞ MASALLAR



Cumhuriyet kitap ekinde Sn.Feyza Hepçilingir'i takip etmeye çalışıyorum. Bu haftaki köşesinde okuduğum bu masal dizisini , duyanlar duymayanlara anlatsın deyimiyle bende bloguma taşımaya karar verdim. Gerçekten uzun süredir çocuklara bize ait masallar anlatılmıyor, biz çocukluğumuzda duyduğumuz masalları bile çocuklarımıza aktarmıyoruz.Varsa yoksa Amerikan çizgi kahramanları. Oysa çocukken bize anlatılan masallardaki yerleri,kahramanları gözümüzde canlandırır bambaşka dünyalarda gezinirdik. Ne yakzık ki bugün çocuklarımıza hazır hayeller sunuluyor ve neredeyse kendi hayel dünyalarını yaratmaları engelleniyor.


Sayın Yücel Feyzioğlu 1982 yılınndan beri üzerinde çalıştığı yirmi kitaplık büyük “Türk Dünyası Masalları”ndan küçük bir seçme olan Kardeş Masallar ,birçok çocuk için bir başlangıç olabilir.

Masalların dil, coğrafya, kültür, zaman ve diğer belirleyicilere karşı direnen gizemli bir gücü olduğunu biliyoruz. Bu güç, süslerinden arınmış masalların temel özelliklerde nasıl da birleştiğini hemen gösterecek kadar etkili. Azerbaycan’dan Gagavuz Yeri’ne, Hakas Özerk Cumhuriyeti’nden Türkiye’ye, Yakutistan’dan Avrupa’ya, Kuzey Kıbrıs’a, Balkanlar’a uzanan bu masallar birleştirmeyi, gizemli kalmayı, sevgi yaymayı ve insanları birbirine bağlamayı hedefliyor. (Antoloji.com tanıtımdan)


Trabzon valiliği de bu yirmi kitabın içinden 6 kitap yayınlatmış.Teşekkürler Sayın Nuri Okutan. 81 ilimizin sizin gibi valilere çok ihtiyacı var.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Dumlupınar bir insanlık görevi

Cumhuriyet gazetesinin Bilim-teknik ekinde Sn.Mustafa Çetiner köşesinde yazmıştı. Özetini okumak bile insanı yeterince duygulandırıyor.Tabii ki kitabı baştan sona okumak gerek hatta okutmak gerek .
Yazar Sn.Nejat Akar'a gönülden teşekkürker.

Dumlupınar Bir İnsanlık Görevi
Nejat Akar

2. Dünya Savaşı..; 1940'lı yılların ilk yarısı, dünyanın yeniden paylaşımı için girişilen kavganın yıllarıdır. İtalyanların, ardından Alman ordularının işgaline uğrayan, denizden de İngilizlerin abluka altına aldığı Yunanistan, 'açlık' sorunuyla karşı karşıyadır. İşgalin ilk ayında Almanlar tüm ürün stoklarına el koyar ya da çok ucuz fiyata satın alırlar. Temel gıda maddeleri karaborsaya düşer. Yüzlerce çocuk, genç, ihtiyar açlıktan ölür. Savaş'ta tarafsız kalan Türkiye Cumhuriyeti'nde ekmek karneye bağlanmıştır. Ama kendi vatandaşının açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalma olasılığına karşın; komşu Yunan halkına 'yiyecek' yardımı yapma kararı alır. Üstelik 1920 yılında Yunan işgal güçlerinin Anadolu'ya ayak basmasının üzerinden henüz 20 yıl geçmiştir.Türk basınının öncülüğünde, belediye çalışanları, hekimler, halk Yunanistan'a yiyecek yardımı için adeta yarışırlar. İlginçtir; Kızılay tarafından yola çıkarılan ve Yunanistan'a gerçekleştirdiği 6. seferinde batan ilk yardım gemisinin ismi 'Kurtuluş'tur. Şimdi sıra yine Kurtuluş Savaşı'nı anımsatacak şekilde Dumlupınar'dadır. Daha önce, 1924 Mübadelesinde Türkleri Yunanistan'dan Anadolu'ya taşımıştır aynı gemi. Şimdi yiyecek taşımasının yanı sıra bin öksüz Yunanlı çocuğun Türkiye'ye getirilmesini de üstlenecektir Dumlupınar... Bu çocuklar savaş sonuna kadar Türkiye'nin koruması altında kalacaklardır. Prof. Dr. Nejat Akar, gölgede kalmış Dumlupınar'ı, savaş şartlarında aç bırakılmış bir halka gıda yardımı için torpillenmeyi göze alarak kahramanca mücadele eden gemi personelini, savaşın acımasızlığını, işgal altındaki Yunanistan'ın dramını, titiz bir araştırmayla belgelerle, fotoğraflarla ve tanıklıklara dayanarak anlatıyor